FELSEFE, EĞİTİM VE BİLİM TARİHİ SEMPOZYUMU
Yazdır Paylaş

Sempozyum Çağrısı

Sempozyum Çağrısı

Günümüz uygarlığı hakkında yapılan değerlendirmelerin dikkat çeken başlıklarından biri, insan merkezli olmadığı yönündedir. İnsan merkezli uygarlık belirlemesinin kendisi de açıklamaya gereksinim duymakla birlikte, daha çok doğanın acımasızca sömürülmesiyle ortaya çıkan tahribatın, insan doğasının gerektirdiği doğayla uyumlu yaşamdan uzaklaşmasına ve sonuçta yabancılaşmasına yol açtığına dikkat çekmeyi amaçladığı açıktır. Bu yabancılaşma vurgusu bazı bakımlardan abartılı olarak görülse bile, insanın doğayla uyumlu bir yaşam olanağını yaratması veya ona yabancılaşması aslında iki temel etmenle yakından bağıntılıdır: Eğitim ve Bilim. Her ikisi de eylemi gerektiren bu insan etkinlikleri büyük ölçüde insan, doğa ve evren karşısında bir vaziyet alışın sonucunda gerçekleşmeleri söz konusu olduğu için de, eylemlerine yol gösteren bir felsefeyi gerektirirler. Bu nedenle tarihsel sürecin her evresinde eğitim ve bilim bir felsefeye dayanmak durumunda kalmıştır. Başka bir deyişle eylemi belirleyen tasarım felsefenin ürünüdür. Öyleyse doğasına uygun olarak varlığını sürdürmek isteyen toplumların bu üç alanda sürekli yenilenmeleri, geleneğin verdiği yanıtlarla yetinmemeleri ve sürekli kendilerini geliştirmeleri gerekir. Çünkü doğayı tahrip eden de, doğayla uyumlu bir kalkınma sağlayabilen de insandır. Sorulması gereken soru şudur: Hangi insan?

 

Ünlü filozof  Fârâbî, aklın insana verilmiş en kutlu armağan olduğunu düşünür. Onu böyle bir yargıya götüren, uygarlaşmanın, ilerlemenin, doğa karşısında başarı elde etmenin tek yetisinin akıl olduğuna duyduğu güven ve bağlanmadır. Bu güven ve bağlanma bugün de söz konusudur. Çünkü demokrasi, sınıfların eşitliği, bedenin dokunulmazlığı, kadın hakları, çocuk hakları, laiklik, evrensel hukuk, radyo dalgaları, bilgisayarlar, Higgs Bozonu... Hepsi de aklın ürünü ve başarılarıdır. Bütün bunları yapan akıl ise eğitilmiş akıldır. Böyle bir akla sahip insan kuşkusuz ki aldığı eğitimle kendi hayatını ve geleceğini kurabilecek, kendi gözleriyle görebilecek, eziklik ve aşağılık duymayacak kimlik ve şahsiyet kazanmış birisi olacaktır. Fârâbî’nin düşünce dünyasının devamında yer alan Erasmus ise insanların doğmadığını, aksine imal edildiklerini belirterek eğitime dikkat çekmiştir. Burada dikkati çeken yön, insanın dönüştürülebilir bir doğasının olduğunun kabulüdür. Buna göre insan doğanın her türlüsüne dönüşebilir, zira hangi özelliği tercih ediyorsa, o özelliğe ulaşma gücüne sahiptir. Öyleyse eğitim ile uygarlık arasında yakın ve apaçık bir bağ vardır. Başka bir deyişle uygarlık aslında bir bilgi sorunudur; uygarlaşamamanın temel nedeni, uygarlık yaratan bilgiye sahip olamamaktır. Dolayısıyla uygarlaşma, bireylerin büyük düşünebilmelerinin ve özgürleşmelerinin yollarını açmak demektir. Bunun için de bireylerin entelektlerini, zihinlerini uygarlık yaratan bilgiyle donatmak gerekir. Bu ise ancak düşünsel alt yapısı doğru bir biçimde temellendirilmiş bir bilim ve eğitim, bir bilim eğitimi, bir felsefe eğitimiyle yakından ilişkilidir.

 

Uygarlık yaratan bilgiyi üretecek bilimin dayandırılacağı felsefe ve bu bilimi gerçekleştirecek eğitimin dayandırılacağı felsefe nedir? sorusu bu sempozyumun hareket noktasıdır. Çünkü tarihin değişik dönemlerinde bu felsefenin değişiklik gösterdiği bilim tarihi araştırmalarıyla ortaya konulmuştur. Dolayısıyla bireylerin eylemlerini dayandıracakları felsefenin mahiyetinin günümüzde bile çok iyi tanımlandığı göz önüne alındığında Felsefe, Eğitim ve Bilim Tarihi başlıklı sempozyumun büyük bir boşluğu dolduracağı açıktır. Bu nedenle Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde düzenleyeceğimiz Felsefe, Eğitim ve Bilim Tarihi başlıklı sempozyumda bu sorulara yanıt bulmak temel ve öncelikli bir amaç olarak belirlenmiştir.

 

Sempozyumun bu amacına ulaşabilmesi için ülkemizin Edebiyat, Fen-Edebiyat, İnsan ve Toplum Bilimleri, Eğitim ve Fen Fakültelerinin değerli akademisyenlerinin katılımlarıyla mümkün olacaktır. Bu amaçla sempozyum bildiri konuları bağlamında sizin de bir bildiriyle katılımınızı arzu etmekteyiz.

 

Sempozyumumuza katılacağınızı umar, saygılar sunarız.